Yurtdışında Medya ve Gazetecilik Okumak
Medya ve gazetecilik, “haber yazmayı öğrenmek” gibi dar bir çerçeveye sıkıştırılamayacak kadar teknik ve çok katmanlı bir alandır. Modern gazetecilik eğitimi; doğrulama ve kanıt standardı, kamusal sorumluluk, dijital yayıncılık, veriyle çalışma, görsel-işitsel anlatı, platform dinamikleri ve hukuki-etik sınırlar arasında kurulan bir mesleki mimaridir. Yurtdışında medya ve gazetecilik okumayı düşünen öğrencilerde en sık gördüğümüz risk, program adının cazibesine kapılıp “hangi gazetecilik” sorusunu sormadan yola çıkmaktır. Çünkü bugün gazetecilik; araştırmacı gazetecilikten veri gazeteciliğine, podcast/ video habercilikten ürün odaklı haberciliğe, yerel haber ekosistemlerinden uluslararası muhabirliğe kadar farklı uzmanlık hatlarına ayrılıyor.
Stratejik karar, “gazeteci olmak istiyorum” demekten önce şunu netleştirmektir: Ben haber üretim zincirinin hangi aşamasında güçlü olacağım? Sahada muhabirlik mi, editoryal planlama mı, araştırma/doğrulama mı, veri analizi mi, görsel hikâye anlatımı mı, yoksa dijital yayıncılık ve dağıtım mı? Bu soruya yanıt veremeyen öğrencinin üniversite seçimi çoğu zaman rastlantısal olur; mezuniyet sonrası ise portföy parçalı, uzmanlık belirsiz, iş hedefi dağınık kalır. Doğru plan ise yurtdışında üniversite hedefini bir “kabul” süreci olmaktan çıkarıp, mezuniyette net bir mesleki konuma bağlayan sistemli bir rota kurmaktır.
Bölümün akademik tanımı ve kapsamı
Medya ve gazetecilik programları iki ana omurga üzerinde yükselir: birincisi haberin nasıl üretildiği (araştırma, doğrulama, kaynak yönetimi, yazım, editoryal süreçler), ikincisi haberin hangi ortamda nasıl yaşadığı (dijital yayıncılık, platformlar, izleyici davranışı, hukuk, etik, ekonomi-politik). İyi bir program, öğrenciyi yalnızca “anlatan” değil; iddiasını kanıtlayan, verisini temizleyen, kaynağını koruyan, dilini netleştiren ve ürettiği içeriğin etkisini ölçebilen bir profesyonele dönüştürür.
Gazetecilikte teknik standart, çoğu meslekten daha nettir: yanlış bilgi yalnızca kalite problemi değil, güven problemi ve bazen hukuki risktir. Bu yüzden yurtdışında eğitim arayan öğrenciler için programın “kanıt standardı” ve “yöntem disiplini” belirleyici olur. Haber yazma, röportaj, araştırma tasarımı, veri okuryazarlığı, görsel anlatı ve medya hukuku gibi dersler bir araya gelmediğinde mezun, hızlı içerik üretebilir ama sürdürülebilir güven inşa edemez.
Lisans ve yüksek lisans farkı
Lisans düzeyi, öğrenciyi gazeteciliğin temel kaslarıyla tanıştırır: haber dili, editoryal etik, röportaj teknikleri, araştırma ve kaynak doğrulama, medya sistemleri, dijital yayıncılık temelleri, temel veri okuryazarlığı ve görsel-işitsel anlatım. Buradaki kritik nokta, öğrencinin “portföy üretme” disiplinini erken kurmasıdır. Lisans boyunca üretilen işler, mezuniyette CV’den daha fazla konuşur; çünkü gazetecilikte işe alım, çoğu zaman “ne yaptın?” sorusuna dayanır.
Yüksek lisans ise uzmanlaşma ve hızlandırma katmanıdır. Araştırmacı gazetecilik, veri gazeteciliği, uluslararası gazetecilik, dijital medya, belgesel, podcast, ekonomi/finans haberciliği, sağlık gazeteciliği, bilim iletişimi, ürün odaklı habercilik gibi hatlarda derinleşme sağlar. Yanlış senaryoda yüksek lisans, “bir üst diploma” gibi görülür; doğru senaryoda ise hedef role giden teknik boşlukları kapatan bir üretim programına dönüşür: daha güçlü yöntem, daha güçlü yayın standardı, daha güçlü portföy ve daha net konumlanma.
Müfredat ve uzmanlaşma alanları
Güçlü bir medya ve gazetecilik müfredatı, öğrenciyi aynı anda üç şeye zorlar: sahaya çıkmak, kanıtla çalışmak, ürettiğini yayın standardına taşımak. Haber yazımı ve editörlük, araştırma yöntemleri, etik ve medya hukuku, dijital yayıncılık, görsel hikâye anlatımı, sesli anlatı (podcast/radyo), veriyle çalışma, teyit/doğrulama ve haber ekonomisi bu üçlüyü besleyen çekirdek alanlardır. “Ders çeşitliliği” tek başına değer değildir; değer, derslerin sonunda öğrencinin hangi somut çıktıları teslim ettiğiyle ölçülür.
Uzmanlaşma alanlarında en net ayrım, üretim biçimiyle değil yöntemle yapılır. Araştırmacı gazetecilikte yöntem; kaynak yönetimi, belge okuma, doğrulama, hukuki risk yönetimi ve hikâyenin etik inşasıdır. Veri gazeteciliğinde yöntem; veri toplama/temizleme, analiz, görselleştirme ve anlatıdır. Dijital yayıncılıkta yöntem; içerik stratejisi, dağıtım mantığı, izleyici geliştirme ve ölçümlemedir. Görsel-işitsel habercilikte yöntem; çekim-montaj kadar, anlatı tasarımı ve editoryal standardı korumaktır. Doğru program, öğrencinin bu yöntemlerden en az birinde derinleşmesini sağlar.
Yapay zeka ve veri analitiği ile bölüm ilişkisi
Gazetecilikte yapay zekâ, “kolay içerik üretimi” gibi yüzeysel bir alandan çok daha kritik bir yerde durur: doğrulama, içerik akışı, haber odası verimliliği, metin/ses/görüntü analizi ve dezenformasyon riski. Bugün iyi bir gazetecilik eğitimi, öğrenciyi AI araçlarını “kullanabilen” değil; AI’ın ürettiği çıktının güvenilirliğini test edebilen, kaynak zincirini koruyabilen ve etik sınırları yönetebilen bir profile taşır. Çünkü hız, gazeteciliğin değerini tek başına artırmaz; güven artırır.
Veri analitiği tarafında ise gazeteciliğin iki kritik ihtiyacı vardır: birincisi veriyle haber üretmek (veri gazeteciliği), ikincisi üretilen içeriğin etkisini ölçmek (izleyici geliştirme, yayın performansı, içerik stratejisi). Yanlış senaryoda öğrenci metrikleri hedef sanır; doğru senaryoda metrikleri hipotez kurmak, hangi içeriğin hangi bağlamda işe yaradığını anlamak ve kamu yararı hedefini dağıtım mantığıyla çeliştirmeden yönetmek için kullanır. Ayrıca deepfake ve sentetik medya riskleri, haberin doğrulanması ve görsel kanıt standardı konusunda teknik farkındalık gerektirir; bu farkındalık, program seçimi kadar öğrencinin portföy yaklaşımına da yansıtılmalıdır.
Kabul şartları ve dosya stratejisi
Medya ve gazetecilik başvurularında dosya, öğrencinin “ilgisi”ni değil “standart”ını göstermelidir. Lisans için not ortalaması ve dil yeterliliği temel zemindir; ancak gazetecilikte motivasyon mektubu ve portföy (isteniyorsa) çoğu zaman belirleyicidir. Yüksek lisans başvurularında ise CV, niyet mektubu, yazı örneği/portföy, gerektiğinde araştırma önerisi ve referanslar birlikte değerlendirilir. Buradaki kritik konu, dosyanın tek bir hikâye anlatmasıdır: hangi gazetecilik hattı, hangi yöntem, hangi üretim örneği, hangi hedef?
Doğru dosya stratejisinde öğrenci, genel cümlelerle kendini anlatmak yerine; yayınlanmış işler, sahadan örnekler, doğrulama yaklaşımı, veriyle çalışma örnekleri, röportaj ve araştırma tasarımı, etik karar anları gibi somut kanıtlar sunar. Portföy, “çok iş” değil “tutarlı standart” demektir. Yanlış senaryoda portföy, parçalı ve amaçsızdır; doğru senaryoda portföy, hedef role uygun 6–10 güçlü örnekten oluşur ve her örnek, bir yöntem gösterir: araştırma, doğrulama, veri, anlatı, editoryal disiplin.
Ülke bazlı analitik değerlendirme
İngiltere’de üniversite gazetecilikte güçlü bir editoryal yazım disiplini ve yöntem odaklı eğitim geleneğiyle öne çıkabilir. Seminer kültürü ve yoğun geri bildirim döngüsü, öğrenciyi kısa sürede metin standardı, kaynak yönetimi ve argüman netliği açısından geliştirir. Bu, özellikle araştırmacı gazetecilik, politika/ekonomi haberciliği ve uzun form içerik üretmek isteyen öğrenciler için değerlidir.
İngiltere tercihinde kritik risk, öğrencinin programın yazı ağırlığını “uygulama eksikliği” olarak yanlış okumasıdır. Doğru senaryoda öğrenci, yazı standardını sahayla birleştirir; röportaj, saha araştırması, veriyle desteklenen haber ve doğrulama süreçlerini portföyde görünür kılar. Ayrıca programın yayın platformu, newsroom simülasyonu, proje teslim standardı gibi unsurlar incelenmeden karar verilmemelidir; çünkü mezuniyette belirleyici olan, öğrencinin “yayınlanabilir” üretim standardına ulaşıp ulaşmadığıdır.
Amerika’da üniversite medya ve gazetecilikte uygulama çeşitliliği ve uzmanlaşma alanlarının genişliğiyle öne çıkar. Veri gazeteciliği, araştırmacı gazetecilik, görsel hikâye anlatımı, ürün odaklı habercilik, podcast ve dijital yayıncılık gibi hatlarda farklı metodolojik kurgular bulunabilir. Bu ortam, “tek beceri” yerine “tam üretim zinciri” kurmak isteyen öğrenciler için güçlü bir seçenek yaratır.
Risk, seçenek bolluğunun stratejisizliğe dönüşmesidir. Doğru senaryoda öğrenci, hedef rolünü netleştirir ve dersleri buna göre kilitler: araştırma + doğrulama + anlatı; ya da veri + görselleştirme + hikâye; ya da dijital yayıncılık + izleyici geliştirme + ölçümleme gibi. Mezuniyet sonrası rekabette diploma değil portföy konuşacağı için, programın öğrenciyi yayın standardına ve gerçek proje teslimine zorlayıp zorlamadığı baştan okunmalıdır.
Almanya’da üniversite medya alanında sistematik düşünme, medya düzenlemeleri, kamu alanı ve medya ekonomisi gibi başlıklarda daha yapısal bir perspektif sunabilir. Bu yaklaşım, gazeteciliği yalnızca haber üretimi değil; kurumlar, hukuk, düzenleme, piyasa ve toplum ilişkisi içinde okuyan öğrenciler için derin bir analitik çerçeve sağlar. Araştırma yöntemleri ve sosyal bilim altyapısı güçlü programlarda, öğrencinin raporlama standardı belirgin biçimde gelişir.
Almanya seçiminde risk, öğrencinin sadece teorik altyapıyla kalıp yayın pratiğini zayıf bırakmasıdır. Doğru senaryoda öğrenci, araştırma disipliniyle birlikte saha üretimini planlar; veriyle çalışma, doğrulama ve editoryal üretimi portföyde görünür kılar. Ayrıca dil ve çalışma ortamı dinamikleri, mezuniyet sonrası ağ ve staj planını etkileyebileceği için, baştan gerçekçi bir stratejiyle ele alınmalıdır.
İtalya’da üniversite medya ve iletişim hatlarında özellikle görsel kültür, yaratıcı endüstriler ve anlatı tasarımıyla kesişen bir bağlam sunabilir. Gazetecilik açısından bu bağlam, belgesel, görsel hikâye anlatımı ve kültür-sanat haberciliği gibi alanlarda öğrencinin anlatı kasını güçlendirebilir. Ancak bu, tek başına yeterli değildir; gazetecilikte yöntem ve doğrulama standardı aynı anda taşınmalıdır.
İtalya tercihinde kritik nokta, programın öğrenciyi “estetik üretim”de bırakıp bırakmadığıdır. Doğru senaryoda öğrenci, görsel-işitsel üretimi araştırma ve doğrulama disipliniyle birleştirir; hikâyeyi güçlü anlatırken kanıt standardını düşürmez. Böyle bir birleşim, özellikle belgesel/uzun form ve dijital hikâye anlatımı hattında güçlü bir mezun profili üretir.
Fransa’da üniversite medya çalışmaları ve gazetecilikte teori, söylem, kültür ve kamu alanı üzerine daha derin bir düşünme geleneği sunabilir. Bu yaklaşım, özellikle uluslararası habercilik, politika iletişimi, medya eleştirisi ve uzun form analiz odaklı üretimler için güçlü bir zemin sağlar. Gazetecilik, burada yalnızca “ne oldu?” değil, “neden oldu, hangi güç ilişkilerinde oldu, nasıl anlatılmalı?” sorularıyla genişler.
Risk, bu derinliği saha ve yayın pratiğine ba��lamamaktır. Doğru senaryoda öğrenci, teorik çerçeveyi somut gazetecilik üretimine taşır; araştırma tasarımı, doğrulama standardı ve veri okuryazarlığını portföyle destekler. Böylece Fransa seçimi, analitik derinliği yüksek ama pratik çıktısı zayıf bir profile dönüşmez; aksine “derinlik + yayın standardı” birleşir.
Hollanda’da üniversite medya ve gazetecilikte araştırma temelli yaklaşımı, proje üretimi ve disiplinlerarası kurgularla birleştirebilen bir ortam sunabilir. Dijital gazetecilik, platform dinamikleri, dezenformasyon çalışmaları ve veri odaklı medya araştırmaları gibi alanlarda proje standardı belirgin programlar, öğrenciyi mezun olurken güçlü bir üretim dosyasıyla çıkarabilir.
Buradaki risk, programı yalnızca “İngilizce ve erişilebilir” olduğu için seçmek ve metodolojik standardı ikinci plana atmaktır. Doğru senaryoda öğrenci; araştırma yöntemleri, veri okuryazarlığı, doğrulama ve yayın pratiğini birlikte taşır. Ayrıca programın kurum iş birlikleri, newsroom benzeri çalışma düzeni ve yayın çıktısı üretme kapasitesi, mezuniyet sonrası ağ avantajını doğrudan etkiler.
İspanya’da üniversite medya alanında kültür, topluluklar, dijital hikâye anlatımı ve yaratıcı üretim hatlarıyla kesişen bir bağlam sunabilir. Gazetecilikte bu bağlam, sahaya yakın üretimler ve görsel-işitsel anlatı açısından avantaj yaratabilir. Ancak gazetecilikte hız ve üretim kadar, doğrulama ve editoryal disiplin de belirleyicidir.
İspanya seçiminde doğru yaklaşım, programın öğrenciyi “yayın standardı”na zorlayıp zorlamadığını okumaktır. Doğru senaryoda öğrenci, röportaj ve saha üretimini veri/doğrulama ile destekler; portföyünde yalnızca içerik değil, yöntemi de gösterir. Böylece İspanya seçimi, yaratıcı üretimle gazetecilik standardını bir araya getiren stratejik bir rota olur.
Kanada’da üniversite medya ve gazetecilikte çokkültürlü toplum yapısı, kamu yararı perspektifi ve dijital yayıncılıkla birleşen araştırma odaklı yaklaşım açısından değerlendirilebilir. Özellikle doğrulama, etik, sosyal etki haberciliği, yerel haber ekosistemleri ve topluluk odaklı gazetecilik gibi alanlarda güçlü bir çerçeve sunan programlar, öğrencinin hem mesleki standart hem de toplumsal sorumluluk perspektifini güçlendirir.
Risk, gazeteciliği “genel iletişim” gibi okuyup teknik kasları (veri, doğrulama, editoryal süreç, hukuk) zayıf bırakmaktır. Doğru senaryoda öğrenci, portföyünde kanıt standardını gösterir; veriyle desteklenmiş haberler, saha çalışmaları ve yayın performansını ölçen yaklaşımını görünür kılar. Böylece Kanada seçimi, mezuniyet sonrası üretim standardını yükselten bir planın parçası olur.
İrlanda’da üniversite İngilizce eğitim avantajıyla medya ve gazetecilik alanında uluslararası öğrenci profiline uygun bir seçenek olabilir. Burada programın gücü, öğrenciyi düzenli teslimlerle ve geri bildirim mekanizmasıyla “haber üretim rutini”ne sokabilmesinde ortaya çıkar. Dijital yayıncılık, çoklu ortam hikâye anlatımı ve editoryal yazım disiplini, hedef role giden yolu netleştirebilir.
Yanlış senaryo, yalnızca dil avantajına yaslanmaktır. Doğru senaryoda öğrenci, yayın standardını belirleyen çıktılar üretir: sahadan röportajlar, doğrulama dosyaları, veriyle desteklenmiş haberler, podcast/video gibi çoklu ortam üretimler. Böylece İrlanda seçimi, “erişim kolaylığı” değil “çıktı standardı” üzerinden anlam kazanır.
Polonya’da üniversite bazı öğrenciler için erişilebilirlik ve maliyet dengesiyle gündeme gelebilir. Medya ve gazetecilikte burada belirleyici olan, programın “uygulamalı üretim + yöntem disiplini” dengesini ne kadar kurabildiğidir. Gazetecilik, sadece ders alıp geçilen bir alan değildir; üretim ve yayın standardı gerektirir.
Doğru senaryoda öğrenci, programı bir “portföy inşa süreci” olarak kullanır; yayınlanabilir haberler, saha çalışmaları, doğrulama örnekleri ve veri okuryazarlığı içeren işler üretir. Böylece ülke seçimi, eksikleri doğru stratejiyle kapatan, hedefe hizmet eden bir plana dönüşür.
Dubai’de üniversite medya alanında uluslararası iş ortamına yakınlık, hızlı büyüyen dijital ekosistemler ve bölgesel ağlar açısından değerlendirilebilir. Ancak gazetecilikte “uluslararası ortam” tek başına yeterli değildir; temel soru, programın öğrenciyi etik, hukuk, doğrulama ve yayın standardında ne kadar güçlendirdiğidir. Çünkü medya ortamı hızlandıkça, hata maliyeti de büyür.
Doğru senaryoda öğrenci, dijital gazetecilik, çoklu ortam anlatı, araştırma/doğrulama veya veri gazeteciliği gibi net bir hatta konumlanır ve bu hattı portföyle kanıtlar. Böylece Dubai seçimi, sadece lokasyon avantajı değil, belirli bir uzmanlık hattına bağlanan stratejik bir karar olur.
Kariyer yolları
Medya ve gazetecilik mezunları için kariyer, “gazeteci” etiketiyle tek bir role indirgenmez. Haber odası hattında muhabirlik, editörlük, araştırmacı gazetecilik, veri gazeteciliği, görsel-işitsel gazetecilik, podcast yapımcılığı, belgesel üretimi, fact-checking/doğrulama uzmanlığı gibi yollar bulunur. Dijital yayıncılık hattında içerik stratejisi, izleyici geliştirme, bülten/podcast büyütme, newsroom ürün ekipleriyle çalışan editoryal roller ve platform uyumlu hikâye anlatımı öne çıkar.
Yanlış senaryoda öğrenci, “ne iş olursa” yaklaşımıyla çok alana yayılır ve derinlik kaybeder. Doğru senaryoda öğrenci, birincil uzmanlık hattını seçer ve ikincil becerilerle destekler. Örneğin veri gazeteciliği hattında görselleştirme ve anlatı; araştırmacı gazetecilik hattında hukuk/etik ve kaynak güvenliği; dijital yayıncılık hattında ölçümleme ve içerik stratejisi ikincil ama zorunlu desteklerdir.
Mezuniyet sonrası senaryo
Güçlü senaryoda mezun, elinde kanıt taşıyarak çıkar: yayınlanmış veya yayın standardında hazırlanmış haberler, doğrulama dosyaları, saha röportajları, en az bir veriyle desteklenen çalışma, çoklu ortam üretimler (podcast/video) ve bunların editoryal gerekçesini açıklayan kısa notlar. Bu dosya, iş görüşmesinde “iletişimim güçlü” demekten çok daha etkilidir; çünkü gazetecilikte güven, üretim standardıyla ölçülür.
Zayıf senaryoda mezun, yalnızca ders notları ve genel bir CV ile kalır; portföy yoktur ya da yöntem göstermiyordur. Bu, özellikle dijital çağda dezavantaj yaratır; çünkü haber ekosisteminde hız ve rekabet yüksektir. Mezuniyete giden yolda kritik olan, öğrenciye “düzenli üretim rutini” kurduracak programı seçmek ve bu rutini başvuru sürecinden itibaren planlamaktır.
Doğru üniversite seçimi kriterleri
Medya ve gazetecilikte doğru program seçimi, prestijden çok “çıktı standardı” ile ilgilidir. Programın newsroom simülasyonu veya editoryal üretim stüdyosu var mı, öğrenciye düzenli yayın yaptırıyor mu, doğrulama ve etik standartları net mi, araştırma yöntemleri ve veri okuryazarlığı dersleri güçlü mü, medya hukuku ve risk yönetimi ele alınıyor mu, çoklu ortam üretim (ses/video) sadece teknik mi yoksa editoryal anlatıyla mı öğretiliyor? Bu sorular yanıtlanmadan karar vermek, mezuniyet sonrası boşluk üretir.
Ayrıca programın sizi hangi kariyer hattına ittiğini açıkça görmek gerekir. Bazı programlar teori-analiz ağırlıklıdır; bazıları üretim ve yayın rutini ağırlıklıdır; bazıları veri ve dijital yayıncılığa daha yakındır. Hedef role göre bu ağırlıklar doğru olabilir; ama hedef belli değilse, ağırlıklar rastlantıya dönüşür.
Başvuru zamanlaması
Gazetecilik başvurularında zamanlamayı dosyanın olgunlaşması belirler. Portföy gerekiyorsa, birkaç haftada “dosya doldurmak” işe yaramaz; çünkü gazetecilikte kalite, tekrar ve editoryal revizyonla yükselir. Niyet mektubu da “istek” metni değil, strateji metnidir: hangi gazetecilik hattı, hangi yöntem, hangi örnek üretimler, hangi program uyumu? Referans süreci ve dil planı da buna paralel yürümelidir.
Doğru plan, başvurudan aylar önce üretim rutini kurmaktır. Öğrenci düzenli yazar, düzenli röportaj yapar, düzenli doğrulama yapar, bir veri çalışması dener, bir podcast/video üretir ve bunları sürekli iyileştirir. Böyle bir süreçte başvuru, “son dakika metni” değil, zaten oluşmuş profesyonel yönelimin belgelenmesi olur.
Academix danışmanlık yaklaşımı
Academix, medya ve gazetecilik başvurusunu yalnızca “okula yerleşme” hedefiyle ele almaz; öğrencinin mezuniyet sonrası konumlanmasını kuran bir süreç olarak yönetir. Önce öğrencinin gazetecilik hattı netleştirilir: araştırma/doğrulama mı, veri gazeteciliği mi, görsel-işitsel anlatı mı, dijital yayıncılık mı, uluslararası muhabirlik mi? Sonra programlar müfredat üzerinden okunur; teori–uygulama dengesi, yayın rutini, yöntem dersleri ve portföy gereklilikleri karşılaştırılır. Dosya, bu stratejiye göre yapılandırılır; portföy parçalı olmaktan çıkar, hedef role göre tutarlı hale gelir. Süreç boyunca riskler açıkça yönetilir: yöntem eksikliği, zayıf doğrulama yaklaşımı, belirsiz hedef rol, dağınık portföy ve plansız zamanlama. Böylece öğrenci, mezuniyette yalnızca diploma değil, güven inşa eden bir üretim standardı taşır.





Kanada'da McGill University MBA Başvuru ve Kabul Sürecim
Kanada’da MBA eğitimi alan Emre A.'nın McGill University kabul süreci, yurtdışı yüksek lisans başvurusu deneyimi ve Academix danışmanlığıyla gerçek... Devamı
Emre A.
Öğrenci
Academix ile İngiltere’de İşletme Lisans Hayalimi Gerçeğe Dönüştürdüm
University College London'da İşletme lisans eğitimi alan öğrencimiz Ceren L. başvuru sürecini bizimle paylaştı. Devamı
Ceren L.
Öğrenci
Academix ile Almanya'da Eğitim Sürecim
Öğrencimiz Esat Furkan Öztürk'ün Academix ile Almanya'da eğitim süreci Devamı
Esat Furkan Öztürk
Öğrenci
University of Greenwich’te Yüksek Lisans Deneyimim ve Academix ile ...
Yurt dışında yüksek lisans yapmaya karar verdikten sonra, arkadaşımın tavsiyesiyle Academix’e ulaştım. Deniz Hanım ve Hasan Bey sayesinde tüm süreç... Devamı
Şeymanur E.
Öğrenci